Haberler

2022 Yılı Sürdürülebilirlik Haftası Etkinliklerimizi Gerçekleştirdik

11.01.2023

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Sürdürülebilirlik Haftası Etkinlikleri’nin ikincisi 19-23 Aralık 2022 tarihlerinde Üniversitemiz yerleşkelerinde gerçekleştirildi. İMÜ Sürdürülebilirlik Ofisi tarafından düzenlenen ve her gün farklı bir etkinliğin yapıldığı Sürdürülebilirlik Haftası kapsamında, sürdürülebilir enerji ve sanattan sıfır atık ve sorumlu tüketime ve sağlıkta sürdürülebilirlik konularına odaklanan çeşitli konferans, söyleşi ve atölyelere yer verildi.

Üniversitemiz personeli ve öğrencilerinin katılımına açık olarak gerçekleşen etkinliklerin ilk günü olan 19 Aralık Pazartesi günü “Enerjide Sürdürülebilirlik: Uluslararası Enerji Depolama Sempozyumu” yapıldı. 18-21 Aralık 2022 tarihlerinde İMÜ Proje Geliştirme ve Koordinasyon Ofisi’nin organize ettiği ve Yıldız Teknik Üniversitesi Temiz Enerji Teknolojileri Enstitüsü ile ortaklaşa düzenlenen “2. Dünya Enerji Depolama Konferansı”nın (WESC-2022) bir parçası olarak gerçekleştirilen sempozyumda dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanları, akademisyenler, araştırmacılar ve mühendisler tarafından enerji depolama teknolojileri, enerji verimliliği ve temiz enerji çözümleri ayrıntılı olarak ele alındı. Ana temaların fiziksel enerji depolama teknolojileri, kimyasal enerji depolama teknolojileri ve enerji depolama uygulama ve politikaları olarak belirlendiği sempozyumda; sürdürülebilir topluluklar için yenilikçi enerji depolama sistemleri, lityum iyon piller ve solar sistemler gibi batarya enerji depolama sistemleri, yeşil hidrojen üretimi, binalarda termal konfor için ısı depolama, binaların karbondan arındırılması, atık yağlardan biyodizel üretimi, solar ve jeotermal tabanlı entegre enerji üretimi ve depolaması gibi pek çok yenilikçi uygulama üç gün boyunca sunulan tebliğlerle tartışılarak politika uygulayıcıların dikkatine sunuldu. Konferansın tebliğler kitabına konferans web sayfasından ulaşabilirsiniz.

Sürdürülebilirlik Haftası’nın ikinci gününde, .artimu. Kültür ve Sanat Platformunun bir etkinliği olan .artimu.talks programının ilk bölümünde "Sanat ve Sürdürülebilirlik" söyleşisiyle Ressam Deniz SAY'ı ağırladık. İMÜ Ziraat Bankası Merkez Kütüphanesinde gerçekleştirilen etkinlikte, çocukluğundan beri pek çok insanın atık olarak sınıflandırdığı malzemeleri biriktirdiğini belirten Deniz SAY, topladığı atık malzemelere ve bunlardan ürettiği eserlere ait örnekler gösterdi. Eski kıyafet ve ayakkabılardan artakalan kumaş parçaları, gözlük ve kemer gibi kullanılmayan aksesuarlar, şişe fileleri, çiçek tülleri, ambalaj kartonları, kağıtlar gibi çöpe atılan çok çeşitli atıkları ve ağaç kabuğu, yaprak gibi doğadan topladığı malzemeleri kullanarak üç boyutlu resimler yapan SAY, eserlerinde bu çeşitli objeler adeta tuval bezinin bir parçasıymış gibi bir etki yaratmaya çalıştığını ve atık malzemelerin ileri dönüşümü yoluyla oluşturduğu işleri yedi kişisel sergide sergilediğini belirtti. İlhamını dokusuyla kendisini etkileyen bir malzemenin kendisinden aldığı belirten SAY, bu konuda malzemede hiçbir sınır olmadığını belirtti. Bu yolla hem çevreci bir yaklaşımla kendi atıklarına sahip çıktığını hem de izleyiciye “siz çöpe attığınız şeyleri başka bir yerde kullanabilir miydiniz?” sorusunu sordurma amacını taşıdığını ve geridönüşüm konusunda hiçbirimizin bireysel gücümüzü küçümsemememiz gerektiğini söyledi. Söyleşinin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

21 Aralık Çarşamba gününde Üniversitemiz Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nden Prof.Dr. Turgay ÇAKMAK ile “Atık Yağlardan Biyodizel Yakıt Yapım Atölyesi”ni gerçekleştirdik. BİLTAM laboratuvarımızda düzenlenen atölyede, Prof.Dr. ÇAKMAK katılımcılara biyodizel yakıtların tarihçesi hakkında bilgi vererek biyodizel yakıt kullanımının ilk motorlar kadar eski olduğunu belirtti. Ardından yağlar ve biyodizel yakıtların kimyasal özellikleri hakkında bilgi veren ÇAKMAK, laboratuvar ortamında çeşitli aşamalardan geçirilen yağları göstererek atık yağdan temiz yakıt üretim prosesini ayrıntılarıyla aktardı. Dünya ülkelerinin toplam karbon emisyonuna Türkiye’nin şu anki katkısının oldukça düşük olduğunu belirten Prof.Dr. ÇAKMAK, ülkemizin Kyoto Anlaşmasını imzalamadan uygulamaya koyduğunu; şu anda motorlu araç yakıtlarında uygulanan zorunlu biyodizel katkı oranının %0,5 olduğunu ve bu oranın arttırılmasının planlandığını aktardı. Biyodizel yakıtların mutfak kullanımı olmayan yağlardan üretilmesinin esas olduğunu ve şu anda ülke olarak yağlarda kendimize yetme oranımızın %60 olduğunu söyleyen hocamız, yağda dışa bağımlı olmamızdan dolayı atık yağlardan biyodizel yapımının ülkemizde oldukça sınırlı olduğu; ancak yine de 2000’li yılların başından itibaren yüksek üretim hacimli tesislerin kurulmaya başlandığı bilgisini verdi. Atık yağlara alternatif olarak özellikle yosundan yeşil üretimin önerildiğini, fakat bu alanda üretim maliyetlerinin şu anda çok yüksek kaldığını belirten hocamız, Üniversitemiz bünyesinde bu konuda yürütülmekte olan bir projeyle ilgili bilgiler aktardı.

22 Aralık Perşembe günü Üniversitemiz Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü tarafından Orhanlı Yerleşkemizde düzenlenen “Sıfır Atık ile Türk Mutfağı” başlıklı yemek organizasyonu kapsamında, bölüm öğrencilerimiz sıfır atık yaklaşımıyla hazırladıkları özel bir menüyü konuklara sundular. Rektörümüz Prof. Dr. Gülfettin ÇELİK ve Tuzla Belediye Başkanı Dr. Şadi YAZICI’nın da katıldığı etkinlikte öğrencilerimiz, bir yıldır aldıkları Türk Mutfağı dersinde edindikleri teoriden pratiğe bakış açısıyla hazırladıkları sıfır atık mutfak uygulamalarının ürünlerini tanıttı. Geleneksel Türk mutfağında yüzyıllardır uygulanan “hiçbir şeyi ziyan etmeme” anlayışını bugüne uyarlayarak günümüzdeki yaygın gıda israfına geleneğimizden bir çözümle ilham olmaya çalışan öğrencilerimiz, yemekleri hazırlarken temel aldıkları yaklaşımlar ve kullanılan malzemelerin geri dönüşüm süreçleri hakkında bilgiler paylaştı ve hiçbir malzemenin çöpe atılmadan dönüştürülerek kullanıldığı ve tamamen mevsim sebze ve meyvelerinin kullanıldığı menüyü konuklara bizzat servis ettiler. Ulusal medyaya da yansıyan etkinliğimizin haberini buradan izleyebilirsiniz.

Sürdürülebilirlik Haftasının son günü olan 23 Aralık Cuma gününde, İMÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Dr.Öğr.Üyesi Gökçe LEBLEBİCİ’nin “Fizyoterapi ve Sürdürülebilirlik” konulu söyleşi etkinliği gerçekleştirildi. “Gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılayabilme yeteneğini ortadan kaldırmaksızın şimdiki neslin ihtiyaçlarının karşılanması” olarak tanımlanan sürdürülebilir kalkınmanın pek çok alanın yanı sıra sağlık hizmetlerinde de hem çevre, hem ekonomi hem de etiği kapsamak suretiyle temel bir rol oynadığını belirtti. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2030 yılı sürdürülebilir sağlık çağrısının “çevre üzerindeki olumsuz etkileri en aza indirirken sağlığı iyileştiren, koruyan veya eski haline getiren ve çevreyi eski haline getirme, iyileştirme ve şimdiki ve gelecek nesillerin sağlığı ve esenliğine fayda sağlama fırsatlarından yararlanan bir sistem” öngördüğünü belirten Dr.Öğr.Üyesi LEBLEBİCİ, küresel sağlık hizmetlerinin dünyanın en büyük beşinci sera gazı emisyonu yayıcısı konumunda olduğunun ve bu emisyonların nakliye işlemlerinde harcanan enerji, hastanelerin enerji tüketimi, hastane atıkları ve medikal ürün üretiminde harcanan hammadde ve atıklar gibi pek çok unsuru kapsadığının altını çizdi. Fizyoterapinin sürdürülebilirliğe katkıları bağlamında tanısal testleri ve hastane ekipmanı kullanımını azaltmak, sağlık sisteminde ameliyat endikasyonlarını azaltmak ve farmasötiklerin kullanımını azaltmak gibi çok önemli işlevler üstlendiğini belirten hocamız, yalnızca hasta iken değil, sağlıklı kalmak için de fizyoterapiden yararlanarak sürdürülebilir kalkınmanın sağlık ve iyi oluş boyutuna katkı sağlayabileceğimizi vurguladı. Sunumun ardından etkinlik, hocamızın katılımcılara yaptırdığı sandalyede yoga seansı ile sona erdi. Etkinlik sonunda Rektör Yardımcımız ve İMÜ Sürdürülebilirlik Ofisi Koordinatörü Prof.Dr. Yaşar BÜLBÜL kısa bir kapanış konuşması yaparak Sürdürülebilirlik Ofisimizin planladığı faaliyetlerden bahsetti ve 17 temel alanın her birinde faaliyetlerimizle yer almamız gerektiğini vurguladı.